Defter

Boş sayfalarına baktıkça kendime kızabileceğim bir defterim olmalı. Sanki birgün, birileri kapağı kaldırıp okuyabilir diye, dikkatle yazacağım bir defter. Paylaşmak zorunda bırakan, yazarken tekrar okutan ve yazmak zorunda bırakan bir defter. Kendi kendine yazıyormuş gibi yalın, ama aynı zamanda yüksek sesle düşünür gibi dikkatli yazılmalı. Umursamadan, ama hesaplayarak... Sarhoşken yazılan, ama ayılınca yayınlanan...
Umarım.

9 Mayıs 2010 Pazar

Koprüdeki ayı oldum.

bu İstanbul garip şehir, sarhoş olup ağız tadıyla yürüyemiyo bile insan. Bi kere ortada köprü var ve o köprüden yaya olarak geçemiyorsun. Sonra tinercisi travestisi falan var -ki bu kişiler dün akşamki deneyimime göre köprü üzerinde yoğunlaşmış haldeler-. Biraz yürüyeyim,kafam açılsın düşüneyim diyosun. Bi süre sonra tek düşünebildiğin göt korkusu oluyor. Sadece mecazi bir göt korkusundan bahsetmiyorum hemde.
Tabi bu benim şehri adam akıllı bilmeyip sarhoş kafayla abuk sabuk yerlere girmemle de alakalı olabilir. Belki yılların istanbullusu pıtır pıtır geziyordur gecelerde, kim bilir..
Bide serbest kalmış halimden korkar oldum. Dün gece boku çıktı sonunda. Sabah uyanıpta, dün akşam ne bok yedim ben acaba diye düşünmeden duş alamıyorum artık. Çok sıkıldım bu halimden. Bi sıkıntım var ama çözemiyorum tam olarak, çözemedikçe de boğuluyorum. 15 yaşındaki ergenler gibiyim.
Sabah uyandığımda bir önceki gece saçma sapan konuşan ağzımın ortasına vurasım geliyor. Çok fena.
Yine de bütün bu anlattıklarım dün akşam boğaziçinden taksime yürümeye çalışırken niye köprü gişelerinden geçmeye çalıştığımın cevabı değil. Sanırım bu en fenasıydı. Aferim bana.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder