Defter

Boş sayfalarına baktıkça kendime kızabileceğim bir defterim olmalı. Sanki birgün, birileri kapağı kaldırıp okuyabilir diye, dikkatle yazacağım bir defter. Paylaşmak zorunda bırakan, yazarken tekrar okutan ve yazmak zorunda bırakan bir defter. Kendi kendine yazıyormuş gibi yalın, ama aynı zamanda yüksek sesle düşünür gibi dikkatli yazılmalı. Umursamadan, ama hesaplayarak... Sarhoşken yazılan, ama ayılınca yayınlanan...
Umarım.

23 Şubat 2010 Salı

İnsan midesine dikkat etmeli !

Bozuk bi yemek insanın midesini allak bullak edebiliyor. Sonra koşup bir an önce kusmak istiyorsun. Kurtulmak, yok etmek düşüncesi rahatlatıyor o anda.

Lezzetsiz bir yemekten insana zarar gelmez ama. En fazla gereksizdi dersin, ertesi gün tekrar yemeye gerek yok dersin, ne bileyim kediye köpeğe falan verirsin, gider. Ama bozuk yemek tehlikelidir. Çöpe atmadan poşetin ağzını sıkı sıkıya düğümlemezsen eğer, gece uykuların kaçar. Hep acaba dersin, acaba poşetin ağzını yeterince sıkı bağladım mı? Yaratabileceğin zararın farkındasındır çünkü.

Bunun farkında olmak, ayırdına varabilmek, o kadar zor değildirdir bir de. İyi ile ahlakın, kötü ile ahlaksızlığın arasında o kadar ince bir çizgi yoktur. Bunlar apayrı şeylerdir. Yine de insanlar zehirlenme korkusu yüzünden sadece lezzetsiz olan yemeklere bile ihtiyatla yaklaşırlar.

Hatta ben lezzetsiz bir yemeğe bile burun kıvırırım çoğu zaman. Ama böyle bir yemek yediğim için hiç sinirlenmişliğim, ya da canımı sıkmışlığımda yoktur hani.Anneme bu yemek niye tatsız tuzsuz diye sorduğumu, veya neden bu kadar özensiz yapılmış diye kızdığımı hiç hatırlamıyorum. Ama bir sabah ortaokul kantininde yediğim cantık yüzünden zehirlendiğimi ve ertesi gün kantincinin yüzüne nasıl küfrettiğimi çok iyi hatırlıyorum. Hatta o akşam sabaha kadar defalarca kustuğumu bile hatırlıyorum. İnsan zihni ne kadar ilginç değil mi???
İnsan midesi kadar ilginç olamaz ama...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder