Defter

Boş sayfalarına baktıkça kendime kızabileceğim bir defterim olmalı. Sanki birgün, birileri kapağı kaldırıp okuyabilir diye, dikkatle yazacağım bir defter. Paylaşmak zorunda bırakan, yazarken tekrar okutan ve yazmak zorunda bırakan bir defter. Kendi kendine yazıyormuş gibi yalın, ama aynı zamanda yüksek sesle düşünür gibi dikkatli yazılmalı. Umursamadan, ama hesaplayarak... Sarhoşken yazılan, ama ayılınca yayınlanan...
Umarım.

28 Ocak 2010 Perşembe

Bütün bunlar bir düş!

Hepsi kafamda olup bitiyor galiba. Yoksa bu kadar hızlı ve anlamsız olmasına imkan yok. Kesin birşeyler ekleyip çıkartıyor olmalıyım. Görücez, ama önce bakmayı bilmeliyiz. Beklemeyi bilmek ve umursamamak önemli birde.

Zaten hep öyle değil midir? Önce yaparsın, sonra düşünürsün. Ama o yaptığın şeyin senin kafanda uyandırdıkları, eylemin kendisinden çok, senin onu yorumlamanla ilgilidir. Yani kendi eylemine getirdiğin yorum, yaptığın eylemin kendisinden çok daha önemlidir. İşte umursamamak burda önem kazanmaya başlıyor. Eyleme geçtikten sonra, kendi benliğini, değer yargılarını silikleştirebilmek, daha uzaktan bakabilmek doğru olan. İnsana etkileri daha net gösteren. Umursamamak önemli. Meşgul olmak. Kendini meşgul tutmak. Tabi önce umursamak gerekiyor. Meşgul olabilmek için yani. Sanırım umursamaz olamıyacak kadar umursamazım. Buna bir şeyler yapmak lazım gibi geliyor:) Eğlendim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder