Utanç duygusu, karanlıkla birleşince, bir erkeğin içinde hiç farkettirmeden garip şeyler uyandırabiliyor. Sonra kalkıp gitmek istiyorsun. Terketmek gibi deilde, gitmek gibi, ara vermek gibi sözgelimi. İşte tam orada, öylece durduğun yerde, nereye gideceğini bilmeden, ama bulunduğun yerden de memnun olmayarak , dönüp geri bakıyorsun. Karanlıkta bıraktığın siluetleri izliyorsun. Yo hayır bu sefer içimde pişmanlık yok. Yo dostum hayır. Bu sefer elimizden gelenin en iyisini yaptık. Kendimizle ne kadar gurur duysak az. Utanç mı? Henüz bi fikrim yok. Ancak gecenin sonuna doğru bize katılabilir sanırım, huzurdan hemen önce.
Ve sonra huzur.
Yeni bi gün insana güzel bi sabahla beraber, geceyide getiriyor. İşte tam bu yüzden sabah huzuru herzaman yarım bir huzur. En azından gururlu bir erkek için bu böyle olmalı.
Her şeye rağmen iyi bir performanstı. Uzun süredir görmediğin bi dostla ilk saatlerinde ne kadar başarılı olunabilrse, okadar başarılı olduk. Biraz çekindi o sanırım, erken mi geldim dedi. Bize tepeden baktı, hayrola dedi, uğramazdın... Zaten uzun kalmıycam dedim, kendime bakmaya geldim. İşimi görüp gidicem. Büyümüşsün dedi, artık o çocuksu saflığın yok. Ama bunu iyi bir şeymiş gibi söylemedi, enseme yavaşça sokulup, söyleyeceklerini söyledikten sonra düşünmeme bile fırsat vermeden uzaklaştı. Yeni bir ilişki biçimi geliştirmemiz gerekecek dedim, değişmemiz, gelişmemiz...
Gerçeklik duygusuydu sanırım hayatımıza bir anda karışan ve rüyalarımıza sızan.
Ah, gece. Geceyi bilmeyen ondan uzak durmalı.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder