her gece aynı saatte o tekerlekli-metal şeyle odamın önünden geçen kafe çalışanları, çoğu gece beni uykumun tam orta yerinde selamlıyorlar. Bazı gecelerdeyse elimde bir bardak kahve oluyor. İşte o zaman diyorum ki, gecenin bu saatinde uyanık olup iş yapan sadece ben değilmişim. Uyumak yok diyorum. Hem uyuyacağımda ne olacak? Bak diyorum, onlar uyuyor mu?
Hem zaten gece her haliyle iyidir. Hiç yapmak istemediğin bir işi yapıyor olduğun geceler bile iyidir. Çünkü en nihayetinde iş iştir, gece gecedir. Bu gerçeklik değişmez.
O yüzden, gözlerimin kapanmaya çalıştığı o bir saniyelik karar anında kendi iç sesimi duyurmaya çalışıyorum. Kalk!
Bazen dışım içimi duyuyor, devam ediyor, bazense sesim - yıllardır içimde tuttuğum, utangaç, ve ışık görmeye görmeye zayıflamış iç sesim- irademle zihnimin çarpışırken çıkardığı gürültüde kaynayıp gidiyor.
İşte o zaman utangaç bir sabaha merhaba diyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder